counter free
İKİNCİ SAYI ANASAYFASINA DÖN                      anasayfa

YA SABIR
Orhan Yüce

Sabır, sabretmek her zaman iyi midir? İnsanı zararlı şeylerden korur mu? Sabreden derviş muradına ermiş mi? Sabretmek, şükretmek, olanı kabul etmek gerçekten kolay mı? Sabretmek öfkeyi kontrol mü, itaat mi? Yoksa sabrı hocanın anlattığı biçimde mi anlamak gerek?

Annesi kahvaltı sofrasını hazırladıktan sonra söylene söylene Murat’ı uyandırmaya gitti.

- Kalk oğlum okuluna geç kalacaksın. Tabii akşam geç vakte kadar maç izlersen zor kalkarsın

- Tamam, anne hemen kalkıyorum.

Murat kalktı elini yüzünü yıkadı ve sofraya oturdu. Babası ve annesi ile kahvaltısını yapmaya başladılar. Murat’ın kahvaltı tabağına yumurta, peynir vardı, ama annesinin ve babasının tabağında bunlar yoktu. Bunu fark eden Murat;

- Sizin tabağınızda yumurta ve peynir neden yok?

- Oğlum yumurtamız ve peynirimiz kalmadı.

- O zaman bunları paylaşalım.

- Hayır, oğlum senin beslenmen gerek sen okula gidiyorsun zihnin iyi çalışsın.

- Ama bu haksızlık

- Olur mu oğlum, sen çocuksun büyümen için yemen gerekli.

- Baba sen değil misin? Dün televizyonda izledim polisler sizi çadırdan çıkarırken, hak, adalet, eşitlik diye bağıran.

- Tamam, oğlum iş yerinde patron bizi haksız yere işten çıkardı, bizde hakkımızı aramak için grev çadırı kurduk. Bununla bir ilgisi yok.

Murat bu söylemler içerisinde kahvaltısını yaptı, çantasını aldı, okula gitmek için kapıdan çıktı.

Baba Mehmet eşi sultan ile birlikte grev çadırına gitmek için evden çıktılar.

Mehmet on sekiz arkadaşı ile birlikte sendikalaşma girişiminde bulundukları için işten atılmış, fabrikanın önüne çadır kurmuşlardı. Kırk beş günlük grevlerinde hemen her gün patronun teşviki ile polisler işçileri tehdit ediyorlardı. Dün de grev çadırını söküp atmış, direnen işçilerin bir kısmını da gözaltına almışlardı. Bunu için kalan işçiler eşleri ile birlikte tekrar grev çadırını kurmak için topladılar. Başka yerlerden gelen işçi kardeşleriyle birlikte çadırı tekrar kurdular.

Akşam evde Murat ile annesi yemeğe oturdular. Babası grev nöbetindeydi.

-Oğlum ne oldu biraz tedirginsin?

- Yok anne bir şey.

- Ne oldu oğlum sen böyle değildin?

- Anne bugün okulda din dersinde sabır’ı, sabretmeyi işledik. Anne babam günah işliyor.

- Oğlum o ne biçim söz baban günah işler mi?

- Anne öğretmen isyan edenin günah işlediğini, herkesin hakkına razı olması gerektiğini, imanı en üstün olanın sabırlı olması gerektiğini söyledi.

- Tabi oğlum bizde Müslüman’ız. Biz isyan etmiyoruz ki, baban ve arkadaşları haksız yere işten atıldılar. Onlar hakkını arıyorlar.

- Anne öğretmen Allah’ın bazı şeylerle bizi denediğini, bazen ekmeksiz bırakarak, bazen işsiz bırakarak, bazen evsiz bırakarak denediğini, bunlara karşı şükretmemiz gerektiğini söyledi.

- Oğlum öyle şey olur mu? Haksızlıklara karşı hakkını savunmak bir insanlık görevidir.

- Ayette yazıyormuş anne.

Getir defterini ne yazdırmış öğretmen bakayım.

“Uğradığı zulme sabredenin Allahü Teala şerefini artırır.” “Geçim sıkıntısına sabredeni Allahü Teala Firdevs cennetine koyar.” “ Öğretmenine, büyüklerine, patronuna ve devletine karşı sabretmeyen, isyan eden günah işler.” “ Kıt kanaat geçinecek kadar az rızka sabredenlere müjdeler olsun “ vb gibi şeyler yazan defteri kapattı anne.

- Tamam, oğlum bunları sonra konuşalım.

Anne bir telaşla dernek başkanı olduğum için beni aradı. Yukarıda anlatılanları bana aktardı. Ne yapması gerektiğini sordu.

- Sultan Hanım ne yazık ki bu durumlarla çok karşılaşıyoruz. Kimisi sınıfta namaz kıldırıyor. Kimisi cin çıkartıyor. Kimisi itaat için ayak öptürüyor. İlkokulda çocuğun anlayamadığı ve korku yaratacak ne varsa söylüyorlar, yapıyorlar.

- Çocuğum şimdi bize karşı geliyor. Babasının günahkâr olduğunu söylüyor. Günah işleyeni ikaz etmezse kendisinin de günah işlediğini söylüyor.

- Sultan Hanım ülkeyi yöneten en yetkili, dindar, kindar ve itaatkâr bir nesil yetiştireceğiz demedi mi?

- Öyle de ben şimdi ne yapacağım?

- Oğlumuza çocuk haklarını, insan haklarını ve sizin haklılığınızı anlatın. Başka velilerin tepkileri varsa okul müdürüne, öğretmene durumu anlatın. Birlikte olun bu uygulamaların çocukları eğitmediğini, korkuttuğunu okuldan uzaklaştırdığını söyleyin. Birlik olursanız bu bilim dışı uygulamayı durdurabiliriz.

- Yani bizde mi isyan edelim, bizde mi günah işleyelim.

- Evet haksızlığa karşı, yanlışlığa karşı çocuklarımızın aydınlık geleceğine için bunları hep beraber yapmak zorundayız. Yoksa çocuklarımızı ve geleceğimiz kayıp ederiz.

Ne yapalım, bizde sabredip cennete mi gitsek, yoksa yaşadığımız dünyanın cennet olması için isyan mı etsek?

            YORUMLARINIZI -FACEBOOK ÜYESİ İSENİZ- AŞAĞIYA YAZABİLİRSİNİZ: